PEYGAMBERLER DE EVLİYALAR DA BİZİM GİBİ SIRADAN BİR İNSANDIR DİYENLERE CEVABEN

PEYGAMBERLER DE EVLİYALAR DA BİZİM GİBİ SIRADAN BİR İNSANDIR DİYENLERE CEVABEN

PEYGAMBERLER DE EVLİYALAR DA BİZİM GİBİ SIRADAN BİR İNSANDIR DİYENLERE CEVABEN

PEYGAMBERLER DE EVLİYALAR DA BİZİM GİBİ SIRADAN BİR İNSANDIR? DİYEREK KULLAR ARASINDA HİÇBİR DERECE FARKININ OLMADIĞINI İDDİA EDENLERE:

1. Sure-i Bakara, Âyet 253:

﴿ تِلْكَ الرُّسُلُ فَضَّلْنَا بَعْضَهُمْ عَلٰى بَعْضٍۢ مِنْهُمْ مَنْ كَلَّمَ اللّٰهُ وَرَفَعَ بَعْضَهُمْ دَرَجَاتٍۜ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلَ الَّذ۪ينَ مِنْ بَعْدِهِمْ مِنْ بَعْدِ مَا جَٓاءَتْهُمُ الْبَيِّنَاتُ وَلٰكِنِ اخْتَلَفُوا فَمِنْهُمْ مَنْ اٰمَنَ وَمِنْهُمْ مَنْ كَفَرَۜ وَلَوْ شَٓاءَ اللّٰهُ مَا اقْتَتَلُوا وَلٰكِنَّ اللّٰهَ يَفْعَلُ مَا يُر۪يدُ۟ ﴿٢٥٣﴾

253. O Resullerin bâzısını bâzısı üzerine üstün kıldık. Bunlardan Allah’u Teâlâ’nın hitâbına nâil olanlar vardır. Allah’u Teâlâ, bunlardan bâzısına da yüksek dereceler verdi. Meryem oğlu Îsâ’ya da âyet ve mûcizeler verdik ve onu Rûh’ul-Kudüs (Cebrâil) ile destekledik. Allah’u Teâlâ dileseydi, bu apaçık âyetler ve mûcizeler geldikten sonra, o Peygamberlerin ardından gelenler birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat ihtilafa düştüler. Artık onlardan kimi imân etti ve onlardan kimi de kâfir oldu. Allah’u Teâlâ dileseydi, birbirlerini öldürmezlerdi. Fakat Allah’u Teâlâ dilediğini yapar.

2. Sure-i Yunus âyet 62-64:

﴿ اَلَٓا اِنَّ اَوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ ﴿٦٢﴾ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَكَانُوا يَتَّقُونَۜ ﴿٦٣﴾ لَهُمُ الْبُشْرٰى فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَا وَفِي الْاٰخِرَةِۜ لَا تَبْد۪يلَ لِكَلِمَاتِ اللّٰهِۜ ذٰلِكَ هُوَ الْفَوْزُ الْعَظ۪يمُۜ ﴿٦٤﴾

62-64. Haberiniz olsun ki, muhakkak Allah’ın evliyâsı için bir korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.* Onlar, îman etmiş ve takvâya sarılmışlardır.* Onlar için hem dünyâda, hem de âhirette müjdeler vardır. Allah’ın kelimeleri aslâ değişmez (vaadi haktır). Bu müjde, büyük kurtuluştur.

3. Hz. Ömer Radiyallahu anhu’dan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

إِنَّ مِنْ عِبَادِ اللَّهِ لَأُنَاسًا مَا هُمْ بِأَنْبِيَاءَ وَلَا شُهَدَاءَ يَغْبِطُهُمْ الْأَنْبِيَاءُ وَالشُّهَدَاءُ يَوْمَ الْقِيَامَةِ بِمَكَانِهِمْ مِنْ اللَّهِ تَعَالَى قَالُوا يَا رَسُولَ اللَّهِ تُخْبِرُنَا مَنْ هُمْ قَالَ هُمْ قَوْمٌ تَحَابُّوا بِرُوحِ اللَّهِ عَلَى غَيْرِ أَرْحَامٍ بَيْنَهُمْ وَلَا أَمْوَالٍ يَتَعَاطَوْنَهَا فَوَاللَّهِ إِنَّ وُجُوهَهُمْ لَنُورٌ وَإِنَّهُمْ عَلَى نُورٍ لَا يَخَافُونَ إِذَا خَافَ النَّاسُ وَلَا يَحْزَنُونَ إِذَا حَزِنَ النَّاسُ وَقَرَأَ هَذِهِ الْآيَةَ [يونس آية 62] أَلَا إِنَّ أَوْلِيَاءَ اللَّهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَ.

“Allahın dostları içinde öyle kimseler vardır ki onlar, Nebi ve Şehid değillerdir. Fakat kıyamet gününde Allah Taala’nın kendilerine bahşettiği lütuf ve makamlardan dolayı Nebi ve Şehidler onlara gıpta ederler. Ashab:

- Ya Resulallah! Onların kimler olduğunu, bize haber verir misiniz? diye sorduklarında, Resulullah Sallallahu aleyhi vesellem:

- Onlar, aralarında herhangi bir neseb bağı ve maddi alışveriş bulunmadan Allah’u Teala’nın muhabbeti ve rızası için birbirlerini sevenlerdir. Vallahi onların yüzü Nur gibi parlamakta ve kendileri de Nurdan minberler üzerinde oturmaktadır. İnsanlar korktukları zaman Onlar korkmazlar; insanlar üzüldükleri zaman onlar üzülmezler; buyurdu ve sonra: “Haberiniz olsun! Allah’u Teala’nın evliyalarına asla korku ve keder yoktur,” Sure-i Yunus, Âyet 62 âyetini okudu.[2]

4. Ebû Hüreyre Radiyallahu Anhu’dan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

مَنْ عَادَى لِى وَلِيًّا فَقَدْ اَذَنْتُهُ بِالْحَرْبِ وَمَا تَقَرَّبَ اِلَيَّ عَبْدِى بِشَيْءٍ أَحَبَّ اِلَيَّ مِمَّا افْتَرَضْتُهُ وَمَا يَزَالُ عَبْدِى يَتَقَرَّبُ اِلَيَّ بِالنَّوَافِلِ حَتَّى اُحِبَّهُ فَاِذَا أَحْبَبْتُهُ كُنْتُ لَهُ سَمْعُهُ الَّذِى يَسْمَعُ بِهِ وَبَصَرَهُ الَّذِى يُبْصِرُ بِهِ وَيَدَهُ الَّتِى يَبْطِشُ بِهَا وَرِجْلَهُ الَّتِى يَمْشِى بِهَا وَاِنْ سَأَلَنِى أَعْطَيْتُهُ وَلَوِ اسْتَعَاذَنِى لَاُعِيذُنِيهِ. خ حب ق عن ابى هريرة

“Her kim benim evliyamdan birine düşmanlık eder ise, bana karşı harb ilân eyledi. Ben de o kuluma düşman olurum. Kulum bana Farz namazı kılarken yakın olduğu gibi başka bir şey ile yakın olamaz. O kulum nafilelere çalıştığı halde benden uzak olamaz, bana yakınlık nafile ibadet iledir. Bu yakınlığı nafile ibadetle kazanır. Hatta o kulumu severim. Bir kulumu sevdim mi; onun işiten kulağı ben olurum, benim ile işitir. Gören gözü ben olurum, benim ile görür. Eli benim ile tutar ve ayağı benim ile yürür. Eğer benden ister ise istediğini veririm. Bana sığınır ise ben muhafazama alırım”[3]

5. Hasan Radiyallahu anhu rivâyeti ile Resûl-i Ekrem Sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz buyurdu:

يَقُولُ اللّٰهُ عَزَّ وَ جَلَّ اِذَا كَانَ الْغَالِبُ عَلٰى الْعَبْدِ الْاِشْتِغَالُ بِى جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ فِى ذِكْرِى فَاِذَا جَعَلْتُ بُغْيَتَهُ وَلَذَّتَهُ فِى ذِكْرِى عَشِقَنِى وَعَشِقْتُهُ فَاِذَا عَشِقَنِى وَعَشِقْتُهُ رَفَعْتُ الْحِجَابَ فِيمَا بَيْنِى وَبَيْنَهُ وَصَيَّرْتُ ذٰلِكَ تَغَالُبًا عَلَيْهِ لَايَسْهُو اِذَا سَهَا النَّاسُ اُولٰئِكَ كَلَامُهُمْ كَلَامُ الْاَنْبِيَاءِ اُولٰئِكَ الْاَبْدَالُ حَقًّا اُولٰئِكَ الَّذِينَ اِذَا اَرَدْتُ بِاَهْلِ الْاَرْضِ عُقُوبَةً أَوْ عَذَابًا ذَكَرْتُهُمْ فَصَرِفْتُ ذٰلِكَ عَنْهُمْ . حل عن الحسن

“Allah’u Teala azze ve celle buyurdu: Bir kulum üzerine benim ibadetim ile meşgul olmak galebe çalarsa benim ibadetime dalarsa, meşgul olursa, Onun gönlünü, arzusunu ve lezzetini zikrime koyarım. O benim zikrimden lezzet alır, yapmaya doymaz. Arzusu ben olurum, daima beni arzular, söyler, ağlar. Ne zaman ki onun gönlünün arzusunu ve lezzetini zikrime koydum mu o bana aşık olur, Ben de ona hemen aşık olurum. O kulum bana aşık, ben de ona aşık olunca aramızdaki perdeleri kaldırırım. Onun üzerine benim esrarım galebe çalar. Başka hale geçer, başkalaşır, esrar-ı ilahi kendinden zuhur etmeye başlar. kendisi Aklı, fikri, imanı ve itikadı kemâl bulur. Ulul Elbab'dan olur. Kemâl sahibi olur. O kulum nâsın yanıldığı zaman yanılmaz. Çünkü dersini aşıkından alır, o yanılmaz. “Onların sözleri Peygamber sözüdür. Onlar Rabb'ileri Allah'u Teâlâ'dan alır söylerler.“ Onlar hakkıyla ebdaldır ki, bizim lisanımızda kırklardır. Onlar öyle kimselerdir ki, ne vakit yer yüzüne ukubet veya azap vermek istersem onların yer yüzünde bulunduğunu anarak sırf onların hatırı için o belayı vermekten vaz geçerim. İşte bu yer yüzüne gelecek ukubetin gelmemesi bu kullarımdandır.”[4]

6. Enes İbn-i Mâlik Radiyallahu anhu’dan rivayetle Resûl-i Ekrem Sallallahu aleyhi vesellem Efendimiz buyurdu ki:

لَنْ تَخْلَوُا الْاَرْضُ مِنْ اَرْبَعِينَ رَجُلًا مِثْلَ خِلِيلِ الرَّحْمٰنِ عَلَيْهِ السَّلَامُ فَبِهِمْ يَسْقُونُ وَبِهِمْ يَنْصُرُونَ مَا مَاتَ مِنْهُمْ اَحَدًا اِلَّا اُبَدِّلُ اللّٰهُ مَكَانَهُ اٰخَرَ . طس عن انس

“Ümmetimden kırk kişiden yeryüzü boş kalmaz. Bunlar İbrahim Halilurrahman gibidirler. Onlarla yağmur yağar, onlarla zaferler olur. Harpler kazanılır, onlardan birisi ölse Allah'u Teâlâ başkasını yerine getirir ve kıyamete kadar böyle devam eder.”[5]

7. İbn-i Ömer Radiyallahu anhu’dan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

إِنَّ اللَّهَ لَيَدْفَعُ بِالْمُسْلِمِ الصَّالِحِ عَنْ مِائَةِ أَهْلِ بَيْتٍ مِنْ جِيرَانِهِ الْبَلاءَ. طب عن ابن عمر

“Allahu Taala, bir sâlih müslümanın bereketi hürmetine, komşularından yüz tane evden belayı defeder.”[6]

8. İbn-i Abbas Radiyallahu anhu’dan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

اَوْلِيَاءُ اللهِ الَّذِينَ اِذَا رَؤَوْا ذُكِرَ اللهُ. الحكيم عن ابن عباس

“Allah’u Teala’nın evliyalarını gördüğünüz zaman Allah’u Teala’yı hatırlarsınız.”[7]

9. İbn-i Ömer Radiyallahu anhuma’dan Rasûlullah Sallallahu aleyhi vesellem buyurdu ki:

خِيَارُكُمْ مِنْ ذَكَّرَكُمْ بِاللهِ رُؤْيَتُهُ وَزَادَ عِلْمِكُمْ مَنْطِقُهُ وَرَغَّبَكُمْ فِى الْاَخِرَةِ عَمَلُهُ الحكيم عن ابن عمر

“Meclisinde bulunacağınız en hayırlı kimseler, görüldüğünde size Allahı hatırlatan, konuşması ilminize bereket katan ve ameli âhirete rağbetinizi artıran sâlihlerdir.”[8]

10. Hâkim’den nakledilen rivayette Abdullah İbn Mes’ud Radiyallahu anhu’dan rivâ­yet edilen bir Hadis-i Şerif’te Peygamberimiz Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

النَّظَرُ إِلَى وَجْهِ عَلِيٍّ عِبَادَةٌ. طب ك عن ابن مسعود وعن عمران بن حصين

“Ali’nin yüzüne bakmak ibadettir.”[9]

11. Ebû Hureyre Radiyallahu anhu’dan rivâyet edildiğine göre, Resûlüllah Sallallahu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

خَمْسٌ مِنَ الْعِبَادَةِ: قِلَّةُ الطَّعْمِ وَالْقُعُودُ فِي الْمَسَاجِدِ وَالنَّظَرُ اِلَى الْكَعْبَةِ وَالنَّظَرُ فِي الْمُصْحَفِ وَالنَّظَرُ اِلَى وَجْهِ الْعَالِمِ. فر عن أبي هريرة

“Beş şey ibadettendir; az yemek, camilerde otur­mak, Kâbe’ye bakmak, okumadan da olsa Kur’an-ı Kerim’e bak­mak, âlimin yüzüne bakmak.”[10]


[1] Sûre-i Yunus, Ayet 62-64.

[2] Ebu Davud, Buyu , 76 3060 Suyuti, ed-Dürrül Mensur, 4, 372.

[3] Sâhîh-i Buhârî Tecrîd-i Sarîh Cild 12, Hadîs No: 2042; Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 4094 Riyazü's-Salihîn Aslı ve Tercümesi Hadîs No: 385

[4] Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6385; Muhtar'ül Ehâdîsîn Nebeviyye, Hadîs No: 295, s. 207.

[5] İmam Taberani, Mu’cemu’l-Evsat, Hadis No: 4251; Mevahibi ledünniyye, Cild 1, Sayfa: 776-778.

[6] Taberani, Mu’cem’ul-Kebir, Hadis No: 500; Ali el Muttaki, Kenzul-Ummâl,c 9, No: 24754; Suyuti,Camiu-ssağir, 2, 261 1794.

[7] Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 1783.

[8] Ebu Yalâ, Müsned, 4, 326 No:2437 Suyuti, Cemiussağir,1, 617 No: 3995 Münavi, Feyzul Kadir, 3, 467-468

[9] Taberâni, Mu’cem’ul-Kebir, Hadis No: 9863; El-Hakim, Müstedrek, Hadis No: 4665, 4666; Abdullah İbn Mesuddan, Taberani, Aziziye, C.3 S.417; Hz. Peygamberin Dilinden Dört HalifesiTerc. A. Fikri Yavuz, İstanbul-1981.

[10] Suyuti, Cami’üs-sağir, Hadis No: 3966; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 43493.


.