YILBAŞI KUTLAMASI HAKKINDA

YILBAŞI KUTLAMASI HAKKINDA

Hıristiyanlar, Îsâ Aleyhisselâm’ın doğumunu milad olarak kabul etmişlerdir. Bu sebeple onlara göre Miladi takvimin başlangıcı Îsâ Aleyhisselâm’ın doğduğu gündür. Îsâ Aleyhisselâm’ın doğum gününü, Hıristiyanların bir kısmı 25 Aralık, diğer bir kısmı da 6 Ocak olarak kabul etmişlerdir. Buna rağmen yılbaşını 1 Ocak olarak kutlamaktadırlar. Bu sebepledir ki, yılbaşı gecesi Hıristiyanlar için kutsal kabul edilmiştir. Görüldüğü üzere Hıristiyanların arasında Îsâ Aleyhisselâm’ın doğum günü hakkında ihtilaf vardır. Kesinlikle Îsâ Aleyhisselâm’ın gerçek doğum günü tam olarak bilinememektedir. 1 Ocağın yılbaşı olarak belirlenmesi de Hıristiyanların uydurduğu bir uygulamadır.

1 Ocağın yılbaşı olarak kutlanması, Hıristiyanlanlar tarafından başlatılan bir gelenektir. Bu sebeple Müslümanların bu güne mahsus kutlama yapması haramdır. Bir Müslümanın yılbaşı kutlaması adı altında; ister eğlence, isterse de ibâdet şeklinde olsun bu geceye mahsus olarak, yaptığı her türlü kutlama câiz değildir.

Bir Müslümanın kendisini, Ehl-i Kitab’a benzetmemesi hakkında Sünen-i Tirmizî’de Amr İbn-i Şuayb Radiyallah’u anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

لَيْسَ مِنَّا مَنْ تَشَبَّهَ بِغَيْرِنَا لَا تَشَبَّهُوا بِالْيَهُودِ وَلَا بِالنَّصَارَى ت عن عمرو بن شعيب عن ابيه عن جده

“Kendisini bizden başkasına benzetenler bizden değildir. Ne Yahudilere, ne de Hıristiyanlara benzemeyin.”[1]

Yine bu hususta Ahmed b. Hanbel’in Müsned’inde Ebû Emâme Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem şöyle buyurmuştur:

يَا مَعْشَرَ اْلاَنْصَارِ حَمِّرُوا وَصَفِّرُوا وَخَالِفُوا اَهْلَ الْكِتَابِ تَسَرْوَلُوا وَاتَّزِرُوا وَخَالِفُوا اَهْلَ الْكِتَابِ تَخَفِّفُوا وَانْتَعِلُوا وَخَالِفُوا اَهْلَ الْكِتَابِ قُصُّوا سُبَالَكُمْ وَوَفِّرُوا عُثَانِينَكُمْ وَخَالِفُوا اَهْلَ الْكِتَابِ طب ص حم عن أبي أمامة

“Ey Ensâr topluluğu! Sakalınızı kırmızıya boyayın, sarıya boyayın da Ehl-i Kitab’a muhâlefet edin! Şalvar giyin, entari giyin! Ehl-i Kitab’a muhâlefet edin. Mest giyin, pabuç giyin, Ehl-i Kitab’a muhâlefet edin; bıyıklarınızı kırpın, sakallarınızın uçlarından kesin ve Ehl-i Kitab’a muhâlefet edin.”[2]

Sünen-i Ebû Dâvud’da ve Taberânî’nin Mu’cem’ul-Evsat adlı eserinde de İbn-i Ömer Radiyallâhu anhu’dan nakledilen Hadis-i Şerif’te Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

مَنْ تَشَبَّهَ بِقَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ د عب طس عن ابن عمر

“Kim kendini bir kavme benzetirse, onlardandır.”[3]

Deylemî’nin İbn-i Mes’ud Radiyallâhu anhu’dan naklettiği bir Hadis-i Şerif’te de Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem buyuruyor ki:

مَنْ كَثَّرَ سَوَادَ قَوْمٍ فَهُوَ مِنْهُمْ وَمَنْ رَضِيَ عَمَلَ قَوْمٍ كَانَ شَرِيكٌ مِنْ عَمَلِهِ ع الديلمى عن ابن مسعود

“Her kim bir cemaatin kalabalığını artırırsa, o kimse onlardandır. Ve her kim bir kavmin yaptıklarından râzı ve memnun olursa, o işi yapanların ortağı olur.”[4]

Bundan dolayıdır ki, birçok Hadis-i Şerif’te de geçtiği üzere, Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem Efendimiz, Yahudilere ve Hıristiyanlara muhâlefet etmemizi emretmiştir. Bu nedenle Hıristiyanların yılbaşı olan 31 Aralık gecesine mahsus hiçbir şekilde kutlama yapılamayacağı gibi, hatta o geceye mahsus onlara alternatif olarak, Mevlid-i Şerif veya benzeri ibâdetler yapmak dahi câiz değildir.

İslâm’da, Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem’in Mekke’den Medîne’ye hicreti milad ve Muharrem ayının 10’u olan Aşûre günü de yılbaşı olarak kabul edilmiştir. Müslümanların asıl kutlaması gereken yılbaşı bugündür. Aşûre günü de zâten Müslümanlar tarafından kutlanmaktadır. O gün, aşûre yemeği yapılıp eşe dosta ikram edilir. Evinde bolluk olması için alışveriş yapılır. Kişi çoluk çocuğunu sevindirir ve o güne mahsus ibâdetler yapar.

Aşûre Günü’nde Peygamberlere çok futuhatlar, İslâmiyet’te çok önemli şeyler olmuştur. Bu sebeple o gün, mübârek bir gündür.

″Aşûre Günü yeryüzüne ilk yağmur yağdı. Aşûre Günü Cenâb-ı Hakk, gökleri ve yeri yarattı. Aşûre Günü duâlar kabul oldu. Aşûre Günü Peygamberlerin kiminin doğduğu gün, kiminin vefât ettiği gündür, kiminin düşmandan kurtulup, kiminin düşmanını helâk ettiği gündür. Hz. Hüseyin de Yezit tarafından bu gün şehid edilmiştir.″[5]

Aşûre günü hakkında Abdulkâdir Geylâni Hazretleri de, Günyet’üt-Tâlibîn adlı kitabında şöyle buyurmuştur: ″Bu günü Müslümanların ibâdetle ve sevinçle kutlaması gerekir. Hz. Hüseyin Efendimizin Aşûre Günü şehid edildiğinden dolayı, o günü mâtem tutmak Ehl-i Sünnet inancına göre câiz değildir. Eğer mübârek bir zâtın vefât ettiği gün mâtem tutma günü olsaydı, Resûlullah Sallallâhu aleyhi vesellem’in vefât ettiği gün, bütün Müslümanlar yas tutardı. Nitekim Sahâbe ve Tâbiin, Aşûre Günü çoluk çocuğunu sevindirmek, giydirmek ve oruç tutmak gibi ameller yapmışlardır.″[6]

[1] Sünen-i Tirmizî, İsti’zân 7; Ramuz’ul-Ehadis, Hadis No: 4517.

[2] Ahmed b. Hanbel, Müsned, Hadis No: 21252; Râmûzu'l-Ehâdîs, Hadîs No: 6229

[3] Sünen-i Ebû Dâvud, Libas 5; Taberânî Mu’cem’ul Evsat, Hadis No: 8562.

[4] Ramuz’ul-Ehadis, Hadis No: 5498.

[5] Gunyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 74-75.

[6] Bakınız: Gunyet’üt-Tâlibîn, c. 2, s. 76.


.