TAKDİM
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ اَجْمَعِينَ
İmam-ı Azam Ebu Hanife Hazretleri fıkhı şöyle tanımlamıştır: ″Kişinin, kendi lehinde ve aleyhinde olan şeyleri bilmesidir. İlim ancak amel etmek içindir.″
Müslümanların itikad ve amel ile ilgili hususları öğrenmeleri gerekir. Bu hususta Peygamberimiz Sallallahu aleyhi ve sellem: ″İlim öğrenmek, her Müslüman erkek ve kadın üzerine farzdır″ buyurmuştur. Bu husus için ″Zarurat-i Diniyye″ tabiri de kullanılır. Yani bir Müslümanın itikadını doğru öğrendikten sonra ibadetlerini yapabileceği kadar da öğrenmesi gereken ilim kastedilmektedir.
Günümüzde aslından uzaklaştırılarak farklı görüşler ihtiva eden küçük büyük birçok fıkıh ve ilmihal kitapları yazılmıştır. Oluşan bu eksik ve yanlış bilgileri gidermek ve hak olan doğru bilgileri ortaya çıkmak için işin aslına dönerek, ″Ehl-i Sünnet″ görüşü üzere yazılan fıkıh ve ilmihal bilgilerini içeren kitapların, Osmanlı dönemi ve öncesine ait orijinal nüshalarından istifade ederek bu eseri yazmayı zaruri gördük. Bu kitabı hazırlarken de özellikle Hanefi mezhebinin temel kitaplarından olan Mülteka Tercümesi (Mevkufat), Hidaye, İhtiyar, Kuduri, Nimet’ül-İslam, Büyük İslam İlmihali gibi eserlerden istifade ettik.
Ehl-i Sünnet ve’l-Cemaat Mezhebi, itikad konusunda bir olup, ameli hususlarda ise dörde ayrılır. Bunlar da Hanefi, Şafii, Maliki ve Hanbeli mezhepleridir. Bunların haricindeki görüşlere Ehl-i Sünnet alimleri, ″Fırka-i Dalle″ yani ″Dalalet üzere olan fırkalar″ demişlerdir.
Ehl-i Sünnet imamları ayetten, sünnetten ve sahabe sözlerinden yola çıkarak mezheplerini oluşturmuşlardır. Bu sebeple bir Müslüman bu hak mezheplerden hangisine uyarsa kurtuluşa ermiş olur.
Bu hususta Resulullah Sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
″Allah’ın kitabından size herhangi bir hüküm verilirse, onunla amel lazımdır. Terkedildiğinde özür kabul edilmez. Eğer aradığınız hükmü Allah’ın kitabında bulamazsanız, benim sünnetime tabi olun. Sünnetimde de o hükme ait bir şey bulamazsanız, Ashabıma ve onların sözlerine sarılın. Zira Ashabım gökteki yıldızlar gibidir. Herhangi birinin sözünü alsanız hidayet bulursunuz, Ashabımın ihtilafı da sizin için bir rahmettir.″[1]
Hulasa, bu mezhep imamları ayeti, sünneti ve ashabın sözlerini dikkate alarak mezheplerini oluşturdukları için onlardan birine tabi olmak sahabeden herhangi birine tabi olmak gibidir.
[1] Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 1002.

