Ehl-i Sünnet itikadına göre kabir ehli, gerek Müslüman gerekse kâfir olsun kendisinin yanına gelen kimseleri sağlığın-daki durumundan daha iyi duyar ve görürler.
Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:
اِنَّ الْمَيِّتَ لَيَعْلَمُ مَنْ يَغْسِلُهُ وَمَنْ يُكَفِّنُهُ وَمَنْ يُدْلِيهِ فِى حُفْرَتِهِ. (طس عن ابى سعيد الخدرى)
″Bir ölü; kim onu yıkadı bilir, kim onu kefene sardı bilir ve kim onu kabre koydu, onu da bilir.″220
Hoca eğer îmanın varsa, vahhabi mezhebinden değilsen, bu Sultanı Enbiyanın sözüne inanırsın. Vahhabiler, ″İnsan öldükten sonra bir şey bilmez gitti″ derler. Âyet ve Hadise muhalefet ederler. Buna dair Âyet-i Kerîme:
″Allah yolunda öldürülenlere ″Ölüler″ demeyin. Bilakis onlar diridirler. Lâkin siz idrak etmezsiniz.″221
Hoca! Ruhlar ölmez, isterse kâfir olsun. Bedir gazasında kâfir ölülerine bizi aynen görüyorlar diye Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem’in sözleri vardır. Bu hususta Enes Radiyallâhu anhu şu Hadis-i Şerif’i nakletmiştir:
Hz. Ömer ile beraber Mekke ile Medine arasında bir yerde idik. Bedir’de savaşanları anlatmaya başladı ve şöyle buyurdu:
إِنَّ رَسُولَ اللّٰهِ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ لَيُرِينَا مَصَارِعَهُمْ بِالْأَمْسِ قَالَ هَذَا مَصْرَعُ فُلَانٍ إِنْ شَاءَ اللّٰهُ غَدًا قَالَ عُمَرُ وَالَّذِي بَعَثَهُ بِالْحَقِّ مَا أَخْطَئُوا تِيكَ فَجُعِلُوا فِي بِئْرٍ فَأَتَاهُمْ النَّبِيُّ صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ فَنَادَى يَا فُلَانُ بْنَ فُلَانٍ يَا فُلَانُ بْنَ فُلَانٍ هَلْ وَجَدْتُمْ مَا وَعَدَ رَبُّكُمْ حَقًّا فَإِنِّي وَجَدْتُ مَا وَعَدَنِي اللّٰهُ حَقًّا فَقَالَ عُمَرُ تُكَلِّمُ أَجْسَادًا لَا أَرْوَاحَ فِيهَا فَقَالَ مَا أَنْتُمْ بِأَسْمَعَ لِمَا أَقُولُ مِنْهُمْ. (ن عن انس)
Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem savaştan önce, kâfirlerin öldürülecekleri yerleri bize göstererek: ″Allah’ın izni ile burası, yarın filanın öldürüleceği yer olacaktır″ buyurdu. Hz. Ömer sözüne devamla dedi ki: Muhammed Sallallâhu aleyhi ve sellem’i hak din ile gönderen Allah’a yemin olsun ki kâfirler, Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’in gösterdiği yerlerde öldürüldüler. Onların hepsi bir kuyuya atıldı. Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem kuyunun başına gelerek şöyle seslendi: ″Ey filan oğlu filan! Ey filan oğlu filan! Rabbinizin vaad ettiği şeyi buldunuz mu? Ben, Rabbimin bana vaad ettiği şeyi hak olarak buldum.″ Hz. Ömer: ″Yâ Resûlallah! Sen, ruhları olmayan cesetlerle konuşuyorsun″ dedim. Bunun üzerine Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem: ″Onlara söylediğimi siz onlardan daha iyi işitemezsiniz″ buyurdu.222
Yine Peygamberimiz Sallallâhu aleyhi ve sellem Hadis-i Şeriflerinde şöyle buyurmuştur:
مَنْ زَارَ قَبْرِى بَعْدَ مَوْتِى كَانَ كَمَنْ زَارَنِى فِى حَيَاتِى. (طب عن ابن عمر)
″Vefatımdan sonra kabrimi ziyaret eden Mü’min beni hayatımda ziyaret etmiş gibi olur.″223
لَا بِرَّ أَفْضَلَ مَنْ بِرَّ أَهْلَ الْقُبُورِ، وَلَا يَصِلُ أَهْلَ الْقُبُورِ إلَّا مُؤْمِنٌ (الديلمي عن جابر)
″Kabir ehline yapılan (sadaka vermek, ruhlarına Kur’ân okumak gibi) iyilikten üstün hiçbir iyilik yoktur; kabir ehlini ancak Mü’min olan kişi ziyaret eder.″224
Yine Âişe Radiyallâhu anhâ, Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem’dan şöyle nakletmiştir:
″Kişi (Müslüman) kardeşinin kabrini ziyaret ettiği ve yanında oturduğunda (kabir ehli) onunla ünsiyet (arkadaşlık) eder ve yanından kalkıncaya kadar söylediklerinin aynısını ona iade eder. (Ama o duymaz).″225
Resûlullah Sallallâhu aleyhi ve sellem bir Hadis-i Şerif’inde de şöyle buyurmuştur:
مَا مِنْ عَبْدٍ يَمُرُّ بِقَبْرِ رَجُلٍ كَانَ يَعْرِفُهُ فِى الدُّنْيَا فَيُسَلِّمُ عَلَيْهِ اِلَّا عَرَفَهَ وَرَدَّ عَلَيْهِ السَّلَامَ (خط وابن عساكر عن أبي هريرة)
″Herhangi bir kul, dünyâda tanıdığı birinin kabrinden geçerken ona selâm verirse kendini tanır ve onun selâmına karşılık verir.″226
6. Hz. Ömer Radiyallâhu anhu’nun oğlundan nakledilmiştir ki:
″Medine’de Cuma günü akşamleyin babam beni şehidlerin kabrini ziyaret etmeye götürdü. Ben arkasından yürüyor-dum. Kabirlere vardığımızda babam yüksek bir sesle:
Sabrettiğinizden dolayı selâm içinde olun. O gidilecek ne güzel makamdır dedi. Ya Ebû Abdullah! «Ve Aleykes'selam» diye selâm verildi. Babam bana döndü:
Sen mi cevap verdin oğlum dedi. Ben:
Hayır dedim beni sağına aldı. Selâmı söylediği her seferinde selam iade ediliyordu. Üç sefer böyle yaptı, sonra secdeye kapandı.″227
Dipnotlar
- Taberânî, Mu’cemu’l-Evsat, Hadis No: 7651.
- Sûre-i Bakara, âyet 154.
- Sünen-i Nesâî, Cenâiz 117.
- Taberânî, Mu’cem’ul-Kabir, Hadis No: 13314; Kenz’ül-İrfan, Hadis No: 326.
- Râmûz’ul-Ehâdîs, s. 464/3; Kenz’ul-Ummal, Hadis No: 42600.
- İmam Celâleddîn es-Suyuti, Kabir Alemi, s. 333; İbn-i Ebi’d-Dünya Kabirler kitabında da rivâyet etmiştir.
- Muhtarü'l-Ehadîs’in -Nebeviyye, Hadis No: 1072.
- Beyhakî, Haşim ibn-i Muhammed el-Amr'’an rivâyet etmiştir, İmam Celâleddîn es-Suyuti, Kabir Alemi, s. 345